Tiyek Köyü’nün Kuruluşu

ÖMER DEDE’NİN TİYEK KÖYÜNÜ KURMASI

Ömer dede Bağdat tarafından gelmiştir. Hassa tarafında hiç yerleşme yokken Tiyek’e yerleşmiştir. Yerleşme tarihi ise bilinmemekte.
Yaşadığı yer, çınar ağacı diktiği için “dikme” olarak anılır. Burada büyük bir kara yılanla yaşadığı anlatılır. Ömer dede ile birlikte gelen insanlar Dikme’nin etrafındaki araziye dağılarak yerleşmişler.
Fırka-ı Islahiyye kumandanı Kurt İsmail Paşa, Güllü köyleriyle civarındaki köyler ahalisini dağıtırken bir kısmını Payas tarafına ve bir takımını da Hassa kazası tarafına indirmişti. Bahsedilen insanlar Tiyek köyünün Batı tarafına yerleştirildi. 1956 yılında Tiyek köyü Tekneli Öz sınır olmak üzere Dedemli ve Tiyek olmak üzere iki köye ayrıldı. Ömer dedenin yaşadığı mekan Dedemli köyünde, mezarı ise Hassadadır.

Vefatından sonra yılanı sel götürdüğü rivayet edilir. Aynı zamanda burası Ömer dede ziyaret yeridir. Adağı-dileği olan insanlar dileğine kavuştuktan sonra gelip, burayı ziyaret ederler. Burada aş pişirip dağıtırlar.Sancısı olan atlar buraya getirilerek sancı çubuğu vurulur. Şöyle ki; Çınarların etrafında dolaştırılan ata, Ömer dedenin soyundan gelen ve onu temsil eden bir kişi tarafından bir çubukla dokunulur. Böylece at, sağlığına kavuşur.
Bu çınarlardan küçük olanın içinde sızı taşı bulunur. Kızıl bir kuvarsit taşıdır. Sızısı olan insanlar gelerek ağrıyan yerlerini bu taşa sürterek tedavi olurlardı.

Bağdat’tan getirdiği üzüm çubuklarını dikeceği yeri araştırırken uyuma-uyanıklık arası(yakazada) bir ses ona şöyle der: “Kalk nur doğduğu yere asma çubuğunu dik”. Nur(gökkuşağı) Şimdiki Bağarası denen yeri gösteriyordur. Ömer dedenin bağ diktiği yere günümüzde de “dedebağ”, çevresine ise “bağarası” denmektedir.
Bu gün bu yörenin en iyi üzümleri bağarasında üretilmektedir. Ancak son yıllarda Amerikan asmasına aşılama yoluyla yetiştirilen üzümler bu şöhretini baltalamaktadır.
Evliyadan bu büyük zatın mezarı Hassa şehir mezarlığındadır.
Çevresindeki diğer köyler daha sonraları gelerek; şimdiki bulundukları yerleri yurt edinmişlerdir.

Ali COŞKUNER